Öyle bir bitki düşünün ki Antik çağlardan bu yana insanlık için kullanılıyor, kimisi yaralarına sürüyor kimisi büyüye ve kötü ruha karşı koruduğunu düşünüyor.
Antik Yunan da kötü ruhları çıkardığına inanılan Kantaron bitkisinin günümüzde de psikolojik rahatsızlıklar için kullanılabileceğine dair araştırmalar yapılıyor.
Osmanlı askerleri kılıç yaralarına karşı yanlarından eksik etmedikleri bu ota Kılıç Otu diyorlar .
Peki geçmişten günümüze insanlığın kullandığı bu bitkiyi bu kadar güçlü yapan şey nedir?
Aslında cevap, yüzyıllardır anlatılan hikâyelerin ötesinde, bitkinin kendi doğasında saklı. Hypericum perforatum yani kantaron, içerisinde barındırdığı hiperisin ve hiperforin gibi aktif bileşenlerle hem bedene hem de zihne etki edebilen nadir bitkilerden biridir.
Bir zamanlar yaralara sürüldüğünde iyileştirdiğine inanılan o kırmızı öz, bugün bilim tarafından hücre yenilenmesini destekleyen ve iltihap karşıtı özellikler gösteren bir yapı olarak açıklanıyor. Antik insanların “kötü ruhları kovuyor” dediği etki ise, aslında beynimizdeki serotonin ve diğer nörotransmitterler üzerindeki düzenleyici etkisinden kaynaklanıyor olabilir.
Yani bu bitkiyi güçlü yapan şey, onun etrafında anlatılan efsaneler değil; doğanın milyonlarca yılda şekillendirdiği o karmaşık kimyasal yapısı. İnsanlık değişti, bilgi arttı, inançlar dönüştü… ama kantaronun etkisi, sadece anlatılma biçimini değiştirdi.
Bizler de bugün bu kadim bitkinin gücünü arkamıza alıp bitkiyi yağlara çevirip , sabunlar üretiyoruz.